30 yıla yaklaşan profesyonel yolculuğumu tek bir unvana sığdırmaktan öte, “hayatı ve süreçleri yönetmeyi öğrenme sanatı” olarak tanımlıyorum.

İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği sıralarında kazandığım o analitik bakış açısını, kariyerim boyunca sadece fabrikaların teknik verilerine veya satış rakamlarına değil; insan psikolojisine, ekip dinamiğine ve yaşayan bir organizma olarak gördüğüm şirketin kendisine uyarladım.

Global şirketlerde Satış Temsilciliğinden Ülke Genel Müdürlüğüne uzanan kariyerimde, beni başarıya götüren asıl yetkinliğin; krizleri, farklı kültürleri, değişken ekonomik piyasa gereklerini ve en önemlisi “dengeyi” yönetmek olduğunu deneyimledim.

Bugün, yeniden İzgören Akademi çatısı altında ve kendi tasarladığım eğitim ve danışmanlık modellerimde; kurumların satış ve yönetim mimarisini kurgularken, aslında liderlere kendi potansiyellerini ve ekiplerini nasıl daha iyi yöneteceklerini anlatıyorum. Çünkü şuna yürekten inanıyorum: İyi bir yönetici, önce kendi hayatının lideri olmalıdır.

En karmaşık yönetim teorilerinin yanında, hayatın en öğretici okulunun annelik olduğunu düşünüyorum. Tuğçe ve Arhan’ın annesi olarak öğrendiğim sabrı, koşulsuz sevgiyi ve bir büyüme yolculuğuna eşlik etme şansını şükür ile yaşıyorum.

Yeni yola çıkanlara destek olabileceğim mentorluk programları ve seminerlerin içinde var olma gayretindeyim. Bu yolculukta bir ışık olması dileğiyle, “Senin Olana Sahip Çıkmaya Hazır Mısın?” başlıklı TEDx konuşmamı da heybemdeki en kıymetli deneyimlerden biri olarak sizlerle paylaşıyorum.

Devam ettiğim Felsefe eğitimiyle “neden” sorusunun peşinden gitmeye, bilgiyi ve deneyimi paylaşarak çoğaltma tutkusuyla yoluma devam ediyorum.

Ve bu uzun yolculuğun özeti olarak, pusulamı Michelangelo’nun o sözüyle tarif ediyorum: “Hâlâ öğreniyorum.”